İçeriğe geç

Yapmacık Gözyaşları

Bir adamın köpeği ölmek üzereydi. Adam, köpeği için feryat figan ederek gözyaşları döküyordu. Bir dilenci yanından geçerken kendisine neden ağladığını sordu. Adam, yol kenarında ölen köpeğini göstererek: “Bak köpeğim ölüme yüz tuttu. Çok iyi bir köpekti. Benim için gündüzleri avcılık, geceleri ise bekçilik yapardı. Keskin gözlü ve çok hızlıydı,” dedi.

Dilenci: “Peki nedir onun hastalığı? Neden ölüyor? Yaralandı mı yoksa?” diye sordu.
Adam: “Hayır, hastalıktan değil, açlıktan dolayı bu hale geldi,” diyerek cevap verdi.

Dilenci onu teselli etmeye başladı. Sonra adamın elinde dolu bir torba gördü ve torbanın içinde ne olduğunu sordu. Adam, torbada ekmek ve diğer yiyeceklerin olduğunu söyleyince, dilenci şaşkınlıkla: “Peki neden o köpeğe yemeğinden biraz vermedin?” diye sordu.

Adam: “Benim merhamet ve insanlığım bu kadar işte. Ekmek parasız elde edilemez. Gözyaşı ise bedavadır,” diye cevap verdi.

Mevlânâ; Mesnevî


İnsan oğlu birçok nimetleri elde etmek istiyor. Ancak onları kazanmak için fedakârlık yapmaktan çoğu kere kaçar. Sözde himmetlerimiz çok yüksek gözükmekte, fakat amelimize gelince o himmetten bazen bir eser bile kalmıyor. Ahiretin çok kıymetli ve ebedi yurdumuz olduğunu bildiğimiz halde, geçici dünyaya aşırı derecede önem veriyoruz. Bu da bize yakışır bir gayret göstermiyoruz. Ulvi lütuflarımız gibi, belli sınavı kazanmamız için yeterli çalışmayıp, daha sonra kendimizi aldatarak üzülüp “işte sana gözyaşları” dökmüş oluyoruz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir