İçeriğe geç

Hadis-i Şeriflerde Miraç Hadisesi

Sağlam hadis-i şeriflerde geçtiği üzere, İsra ve Miraç olayı şu şekilde gerçekleşmiştir: Bir gece Peygamber Efendimiz (sallallahu teâlâ aleyhi ve sellem), Kâbe’de Hicr (Hatim)’de uyku ile uyanıklık arasında istirahat ederken yanına Cebrail (aleyhisselam) gelmiştir. Cebrail (aleyhisselam), Şakk-ı Sadr mucizesi olarak bilinen ameliyeyi yaparak Efendimizin (sallallahu teâlâ aleyhi ve sellem) göğsünü açmış, kalbini zemzem suyu ile yıkamış ve ardından içine iman ve hikmet doldurup kalbini yerine koymuştur. Sonrasında Efendimiz (sallallahu teâlâ aleyhi ve sellem), hem ruhen hem de bedenen Burak adlı bineğe binerek Beytü’l-Makdis’e (Mescid-i Aksa’ya) gitmiştir. Burada iki rekât namaz kılan Efendimiz (sallallahu teâlâ aleyhi ve sellem), Cebrail (aleyhisselam) ile birlikte dünya semasına doğru yükseltilmiştir.

Yedi kat semanın her bir katında sırasıyla; birinci kat semada Hazreti Âdem (aleyhisselam) ile, ikinci kat semada Hazreti İsa ve Hazreti Yahya (aleyhimesselam) ile, üçüncü kat semada Hazreti Yusuf (aleyhisselam) ile, dördüncü kat semada Hazreti İdris (aleyhisselam) ile, beşinci kat semada Hazreti Harun (aleyhisselam) ile, altıncı kat semada Hazreti Musa (aleyhisselam) ile ve nihayet yedinci kat semada atası Hazreti İbrahim (aleyhisselam) ile buluşmuştur. Buradan Sidre (Arabistan kirazı) ağacının bulunduğu Sidretü’l-Münteha’ya ulaşan Efendimiz (sallallahu teâlâ aleyhi ve sellem), burada Meleklerin yazarken kalemlerinden çıkan cızırtılı sesleri duymuştur. Sonrasında Allah Teâlâ’nın huzuruna çıkmış ve burada birçok nimete mazhar olmuştur.

Miraç’ta Allah Teâlâ’nın huzurunda iken Efendimiz (sallallahu teâlâ aleyhi ve sellem)’e ihsan edilen nimetlerden biri, Bakara Suresi’nin son ayet-i kerimeleridir. Ayrıca, Efendimiz (sallallahu teâlâ aleyhi ve sellem)’e ümmetinden şirk koşmayanların affedilebileceği müjdesi de verilmiştir.

Ve elbette Efendimiz (sallallahu teâlâ aleyhi ve sellem)’e Miraç hadisesinde bahsedilen en büyük nimet, namazın farz kılınmasıdır. Miraç’ta namaz ilk olarak beş vakit yerine elli vakit olarak farz kılınmış, namazı bu şekilde Allah Teâlâ’dan alan Efendimiz (sallallahu teâlâ aleyhi ve sellem), Hazreti Musa (aleyhisselam)’ın yanına vardığında, onun sorması üzerine elli vakit namazın farz kılındığını bildirmiştir. Bunun üzerine geçmişte İsrail oğullarından tecrübe sahibi olan Hazreti Musa (aleyhisselam), Efendimiz (sallallahu teâlâ aleyhi ve sellem)’e, ümmetine elli vakit namazın ağır gelebileceğini söyleyip, Allah Teâlâ’dan bunu hafifletmesini talep etmesini tavsiye etmiştir. Bunun üzerine Allah Teâlâ’ya ilticada bulunan Efendimiz (sallallahu teâlâ aleyhi ve sellem)’in talebi kabul edilmiştir.

Ve beş vakit namazın farziyeti düşürülmüştür. Hazreti Musa (aleyhisselam)’ın yanına gelen Efendimiz (sallallahu teâlâ aleyhi ve sellem) tekrar aynı tavsiyeyle karşılaşmış ve yeniden Allah Teâlâ’nın huzuruna gelip ilticada bulunmuş, bu şekilde Efendimiz (sallallahu teâlâ aleyhi ve sellem)’in defalarca Allah Teâlâ’nın huzuruna gelmesiyle nihayetinde namaz beş vakit olarak karar kılmıştır.

İsra ve Miraç hadisesinin vuku bulduğu tarih hakkında bazı ihtilaflar olsa da âlimler, daha çok bu hadisenin, Efendimiz (sallallahu teâlâ aleyhi ve sellem)’in Taif’e tebliğ için gidişi sırasında şiddetli tepki ve eziyetle karşılaşmasının ardından gerçekleştiğini ifade etmişlerdir. Ayrıca âlimler, “Hüzün Yılı” olarak bilinen, Efendimiz (sallallahu teâlâ aleyhi ve sellem)’in çok sevdiği eşi Hazreti Hatice (radıyallahu anha) ve kendisinden desteğini esirgemeyen amcası Ebu Talib’in vefatları sebebiyle, Efendimizin (sallallahu teâlâ aleyhi ve sellem) bu hadiseyle teselli edildiğini söylemişlerdir. Bu sebeple, İsra-Miraç hadisesinin, Efendimiz (sallallahu teâlâ aleyhi ve sellem)’in peygamber olarak gönderilmesinden (bi’setten) onuncu senede veya sonrasında gerçekleştiği daha yaygın olarak kabul edilmiştir.

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir